Eski CIA ajanı: Türk gazetecileri biz öldürdük

İSTANBUL - - Nisan ayında çıkan 'İhanet Zamanı' kitabıyla ABD'de tartışılan eski CIA Ajanı Reza Kahlili, Hürriyet Pazar'a konuştu. İran Devrim Muhafızları'na katılıp 10 yılı aşkın CIA'ye çalışan Kahlili, hem İranlı nükleer fizikçi Şahram Amiri olayını değerlendirdi hem de Devrim Muhafızları'nın Türkiye'deki operasyonlarıyla ilgili önemli açıklamalar yaptı... İşte o açıklamalar...

Şahram Amiri ve benim durumum farklı. Ben Amiri'nin CIA için İran'dan istihbarat topladığını zannetmiyorum. Yurtdışına yaptığı gezilerden birinde CIA'den teklif aldı. Sonra da ABD'ye iltica etmeye karar verdi. CIA'ye bence Amerika'ya geldikten sonra bilgi verdi. Halbuki ben İran'ın içinde çalışmıştım.
Amerika'ya geldikten sonra çok kritik bir hata yaptı Amiri. Ailesini aradı. İran'da bütün telefonlar dinlenir. Oğlunu arayınca İran istihbaratı da durumu anladı. Hayatta olduğunu, Amerika'da bulunduğunu belirledi ve ailesi üzerinden Amiri'yi tehdit etti. Amiri de dönüş için kendine bir hikâye yarattı. İran'da Amiri'yi şimdi kahraman gibi karşıladılar. Ancak eminim, bir süre sonra Amiri'yi öldürecekler. Ya bir kamyonla trafik kazasına karışacak, ya da başına başka bir şey gelecek ama hiç şüphem yok; İranlılar Amiri'yi mutlaka öldürecekler. Çünkü CIA'ye konuştuğunu biliyorlar.

AİLE EN BÜYÜK ZAAF

Casus olmaya karar veren biri için, işin en riskli kısmı ailedir. Benim ailemin de benim CIA'ye çalıştığımdan haberi yoktu. 80'lerden 90'ların ortasına kadar çalıştım. 11 Eylül (2001) sonrasına kadar hiçbirinin haberi olmadı. Anlatınca karım şok geçirdi. Ama bir süre sonra benim korkak olmadığıma, bir hain olmadığıma, ülkemin iyiliği için çalıştığıma ikna oldu. Bu işin en dramatik yanı, ailenizin hayatlarını riske ediyor olmanız ve onlara hiçbir şey söyleyememeniz. Amiri'nin yaşadığı çelişki de buydu.

TÜRKİYE OPERASYONLARINI ŞUBE 5000 YÜRÜTTÜ

Türkiye, benim çalıştığım dönemde Devrim Muhafızları'nın en yoğun faaliyet gösterdiği bölümdü. Hiç Türkiye'de bulunmadım. Türkiye operasyonlarına da katılmadım. Ama Devrim Muhafızları içinde suikast ve bombalamalar için kurulan Quds Gücü içinde, Türkiye konusunda çalışan 'Şube 5000' diye bir bölüm vardı. Türkiye'de çok aktiflerdi.
'Şube 5000' isminin bir anlamı yok. O dönem öyle bir isim verilmiş. Türkiye'de üç ana faaliyet alanı vardı bu bölümün. Birincisi, suikast ve bombalamalar. İkincisi, adam kaçırma. Üçüncüsü, teşkilata yeni isimler kazandırma ve Türkiye'yi diğer ülkelerdeki operasyonlar için bir üs olarak kullanma. Türkiye içinde Şube 5000'in kullandığı birçok güvenli ev vardı.
Şube 5000 90'ların ortasına kadar Türkiye'de onlarca suikast düzenledi. Öncelikle İranlı rejim muhalifleri hedef alınırdı. Ama seküler Türk yazarların da bu operasyonlarda hedef olduklarını biliyorum. Sorduğunuz, Uğur Mumcu ismini daha önce duydum. Ancak Şube 5000'in bu olayda bir rolü oldu mu bilmiyorum.

SÜPERMARKET AVANTAJI

Emin olduğum, şimdiki İran Dışişleri Bakanı Manuçehr Mutteki'nin, Türkiye'de büyükelçi olarak görev yaptığı dönem (1986-1989) iki İranlı rejim muhalifine düzenlenen suikastte aktif rol oynadığı. Kendisi Devrim Muhafızı kökenlidir. Daha sonra aynı görevi yapan Muhammed Rıza Bagheri (1990-1997) de yine Devrim Muhafızları'nın istihbarat kolundandır.
Şube 5000'in bağlı olduğu Quds Gücü, zaten yurtdışı operasyonlarında özellikle İran konsolosluklarını kullanırlar. Havayolları, nakliye firmaları, kültür merkezleri ve paravan şirketler gizlenme yerleridir. Süpermarket zincirleri kurarlar. Faaliyeti genişletebileceğiniz bir alan olduğundan süpermarketler avantajlıdır.
Türkiye'deki sekülerlerin İran konusunda duydukları endişeler bir paranoya değil. İran Şii, Türkiye Sünni olabilir. Ama Devrim Muhafızları ve onların Türkiye'de kendilerine katılmaya ikna ettikleri radikaller arasında çok güçlü bir ortak nokta var: Amerika ve İsrail düşmanlığı. Bunu sağladıktan sonra Sünni-Şii farklılığı Devrim Muhafızları için önemli değildir.

REJİMİ TEK BAŞIMA DEĞİŞTİRMEK İSTİYORDUM

'İhanet Zamanı' adlı, 352 sayfalık kitabında casusluk yaptığı dönem başından geçenleri anlatan Reza Kahlili, neden CIA'ye katıldığını açıklarken, "Çünkü İran rejimini tek başıma değiştirebileceğimi düşündüm" dedi. "Heyecan için değil idealistliğim sebebiyle ajan oldum" diye ekledi. Kitabının hikayesini ise şöyle anlatıyor: "CIA'den 90'ların ortasında ayrıldım. O dönemden sonra aktif bir rol üstlenmek istemedim. Ama Ahmedinejad döneminden sonra bir şeyler yapmam gerektiğine karar verdim. Bu kitapla ilgili notları 2006'da almaya başladım. Sonra editörümün tavsiyesiyle bir yazım tekniği belirledik. Öykümü nasıl anlatacağıma karar verdik. Bitirince de Amerikan Hükümeti'nde gönderdik. Notları gözden geçirdiler. Ulusal güvenliği ilgilendiren kısımları çıkardılar. Yayına hazır hale soktuk. Kitabı kontrol edenin hangi birim olduğunu söylemem hukuken mümkün değil. Ancak kitapta anlatılanların hepsi benim hikâyem. Başkalarından topladıklarımı bir araya getirmedim. Yaşım 50'nin üzerinde. Kronoloji bire bir örtüşüyor."

'İhanet Zamanı' adlı, 352 sayfalık kitabında casusluk yaptığı dönem başından geçenleri anlatan Reza Kahlili, neden CIA'ye katıldığını açıklarken, "Çünkü İran rejimini tek başıma değiştirebileceğimi düşündüm" dedi. "Heyecan için değil idealistliğim sebebiyle ajan oldum" diye ekledi. Kitabının hikayesini ise şöyle anlatıyor: "CIA'den 90'ların ortasında ayrıldım. O dönemden sonra aktif bir rol üstlenmek istemedim. Ama Ahmedinejad döneminden sonra bir şeyler yapmam gerektiğine karar verdim. Bu kitapla ilgili notları 2006'da almaya başladım. Sonra editörümün tavsiyesiyle bir yazım tekniği belirledik. Öykümü nasıl anlatacağıma karar verdik. Bitirince de Amerikan Hükümeti'nde gönderdik. Notları gözden geçirdiler. Ulusal güvenliği ilgilendiren kısımları çıkardılar. Yayına hazır hale soktuk. Kitabı kontrol edenin hangi birim olduğunu söylemem hukuken mümkün değil. Ancak kitapta anlatılanların hepsi benim hikâyem. Başkalarından topladıklarımı bir araya getirmedim. Yaşım 50'nin üzerinde. Kronoloji bire bir örtüşüyor."

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !