İSRAİL LOBİLERİ NASIL ÇALIŞIR?

2010-06-04 18:03:00

Son Mavi Marmara gemisine yaptığı alçakça saldırı İsrail’in pervasızlığını iyice ortaya koydu. Peki İsrail bu pervasızlığı yapma cesaretini kimden alıyor?

İsrail Devleti 1948 yılında kuruldu. Kurulduğu yıldan beri bölgeye hiç huzur gelmedi. Kendine ait olmayan toprakları işgal etti, masum insanları katletti, çoluk çocuk demeden kimsenin gözünün yaşına bakmadı. Bu politikasını hâlâ var gücüyle sürdürüyor ve uluslararası hiçbir kurumu ve ülkeyi ciddiye almadığını nispet yaparcasına gösteriyor.

Son Mavi Marmara gemisine yaptığı alçakça saldırı İsrail’in pervasızlığını iyice ortaya koydu. Peki İsrail bu pervasızlığı yapma cesaretini kimden alıyor?

Cevabı basit:  ABD’den. ABD’de öyle etkin bir İsrail Lobisi var ki, ülkede ne kadar kamu kurumu ve sivil toplum kuruluşu varsa hepsine al atmış durumdular. Malum ABD hegamon güç ve dünya üzerinde şu an için rakibi yok.

Chicago Üniversitesi’nden siyaset bilimci John J. Mearsheimer ve Harvard Üniversitesi’nde Stephen M. Walt 2007’de İsrail Lobisi ve Amerikan Dış Politikası[1] isimli bir rapor hazırladılar. Bu rapor ciddi gözle okunduğunda İsrail’in vahşetine ve kepazeliğine pek de şaşırmamak gerektiği aşikâr bir şekilde ortaya çıkıyor.

Mesela İsrail Devleti ABD’den her yıl karşılıksız olarak 3 milyar dolar para yardım alıyor. Bu, her İsrail vatandaşı için 500 dolar demek. Tek başına bu örnek İsrail’in ABD dış politikasındaki imtiyazlı konumunu göstermesi açısından önemlidir.

Mearsheimer ve Walt’a göre İsrail lobisi eşsiz bir güce sahip. Bir kere lobinin güç kaynakları var. Büyük sermaye ağırlıklı olarak Yahudi işadamlarının kontrolünde. Ayrıca ABD’de medya, sanat, ticaret, enerji, gıda, giyim, kozmetik gibi alanlarda faaliyet gösteren büyük şirketlerin neredeyse tamamına yakını Yahudilere ait. Böyle bir güç elde olunca İsrail devletine para aktarmak çok kolay oluyor.

Lobi ABD’nin devlet katında da çok etkin. Amerikan-İsrail Kamu İlişkileri Komitesi (AIPAC) ABD’deki en güçlü lobidir. Bu komitenin Washington’ın Ortadoğu politikalarını yönlendirdiği bilinmektedir. Mart 2003’teki Irak işgalinde bu lobinin büyük katkısı olduğu da su götürmez bir gerçek. Aynı lobi bugünlerde İran’a saldırı için ciddi bir çaba sarfetmektedir. Ayrıca ABD’de faaliyet gösteren İsrail yanlısı American Enterprise Institute, Brooking Institution, The Center for Security Policy, The Foreign Policy Research Institute, Heritage Foundation, The Hudson Institute, Institute for Foreign Policy Analysis ve Jewish Institute for National Security Affairs (JINSA) gibi nüfuzlu ve müthiş lobiler yapan kuruluşlar var.

ABD başkan adaylarının –ister Demokrat ister Cumhuriyetçi olsun –seçim çalışmaları için gerekli olan paranın yüzde 60’ı Yahudi kökenli işadamlarından gelmektedir. Böylece lobi her iki tarafa da danışman olarak mutlaka Yahudi kökenli birini ya da İsrail’e sempatiyle bakan bir danışmanı angaje etmektedir.

Tüm bunlar etkili birer unsurdurlar, ama işin en önemli kısmı medyadır. Dünya üzerinde İsrail ve Yahudiler kadar medyayı etkin olarak kullanan başka bir ülke ya da halk yoktur. Bugün Wall Street Journal, Chicago Sun-Times, Washington Times, New York Times gibi gazeteler, Commentary, the New Republic ve the Weekly Standard gibi dergiler, CNN ve NBC gibi televizyon kanalları tamamen İsrail’in çıkarlarına göre yayın yapmaktadırlar. 

İsrail devletinin zavallı, masum insanları katlettiği son saldırıyla ilgili ABD medyasının önemli bir kısmı bu olayı karşılıklı bir çatışma olarak sunmuşlardır. Gerçeği çarpıttıkları ve haberleri İsrail ağzıyla verdikleri ortadadır.

Her ne kadar İsrail lobisi çok aktif olsa da artık güneş balçıkla sıvanamamaktadır. Hem ABD yönetiminde hem de dünyanın birçok yerinde İsrail itibar kaybındadır. Irkçı bir devlet olduğunu, barışla meseleleri çözmek istemediğini kendisi ispat etmektedir. Bundan sonrası İsrail için sonun başlangıcıdır.

Cem Küçük - Haber 7

0
0
0
Yorum Yaz