İSLAM TASAVVUFU (EL-LÜMA)

2009-11-07 22:15:00

İSLAM TASAVVUFU (EL-LÜMA)   Yazar : Ebu Nasr Serrac Tusi Yayınevi : Altınoluk Yayınları   TASAVVUF İLMİ VE SUFİLER Sufiler inanç konusunda hadisçiler ve fakihlerle aynı görüşü paylaşan, onların ilimlerini benimseyerek onların esaslarına karşı çıkmayan kimselerdir. Çünkü sufiler, bid’atlerden ve nefsin kölesi olmaktan kaçınan, güzel örneğe bağlı ve ona uymaya hazır, her türlü bilgide fakih ve muhaddislerle ortak görüşlere sahiptirler. Sufilerden bilgi ve anlayışta muhaddis ve fakihlerin derecesine ulaşamamış olanlar, ahkam-ı şer’iyye ve hudud-u islamiyye konusunda karşılaştıkları müşkillerin halli için mutlaka muhaddis ve fakihlere başvururlar. Alimlerin icma ettikleri konuda sufilerde icma ederler. Ulemanın ihtilaf ettiği konularda ise sufiler, ihtiyatlı olmak için en güzel, en evla ve en mükemmel olanı seçerler ki böylece Allah’ın kullarına emrettiği şeyi yüceltmiş, nehyettiğinden de sakınmış olurlar.   “SUFİ” ADI NEREDEN GELİYOR? Sufilerin diğer ilim erbabından farklı ilk özellikleri, farzları yerine getirmekten ve haramlardan kaçınmaktan başka malayani denilen boş ve anlamsız meşguliyetleri terk etmek, maksadları ile aralarına giren her türlü alakadan sakınmaktır. Onların Allah’dan başka gaye ve maksadları yoktur. Sufilerin bundan başka muhtelif adabları vardır. İşte bunlardan bazıları: “Dünya nimetinin azına kanaat etmek; zaruri olan yani olmazsa olmaz ölçüsündeki bir azıkla yetinmek, zaruri olan giyim-kuşam, yiyecek ve istirahat imkanını sağlayacak bir şeyle iktifa etmek, iradi olarak fakirliği zenginliğe tercih etmek, aza koşup çoktan kaçmak, açlığı tokluğa tercih, üstünlük ve büy&... Devamı

İLİM-AMEL SEYRU SULUK

2009-11-07 22:14:00

İLİM-AMEL SEYRU SULUK Yazar: Aziz Mahmut Hüdayi   CAMİ’UL FAZAİL VE KAMİLİR-REZAİL İlim ve Amellerin Faziletleri İlim ve Amellerin Fazileti: İlim, insanların manevi derecelerinin yükselmesine sebep olduğu gibi, göklerin ve yerin Rabbı olan Yüce Allah’ın sevgisini kazanmaya da vesile olur. Efendimizin (sav) “Alim mümin” alim olmayan müminden yedi yüz derece daha faziletlidir. Her derecenin arası, arz ile sema arası kadardır” buyurmaktadır. İlim sahipleri, insanlara peygamberlerin getirdiği ahkama göre yol gösterir. Bu yüzden halk. Daima alimlere muhtaçtır. Nitekim cennete, ehl-i cennete “Bir şeyler isteyin” denildiğinde onlar ne isteyeceklerini yine alimlerden öğreneceklerdir. Muaz b. Cebel (ra) derki: İlim öğrenin zira Allah rızası için ilim öğrenmek nimet, ilim talep etmek saadet, ders okumak tesbih, ilim mubahsesi cihat, bilmeyene öğretmek sadakadır. Hasılı ilim imam, amel de ona tabi olan cemaat gibidir. Öğrenilmesi farz olan ilim, Hakk’ı arayan kimseyi, Allah Teala’ya yaklaştırandır. İlimlerin en yükseği marifetullah (Hak bilgisi)’dir. Tam ve külli yakınlığı sağlayan ilim, süfiyyenin ilmidir. Tasavvuf yolunda kurtuluş arayanların evvela ilim öğrenip sonra sufilik yoluna girmeleri gerekir. İlim iki çeşittir. Biri ilim-i ubudiyet, diğeri ilm-i rububiyettir. Kişi ilm-i ubudiyeti, yani sağlam inanç ve salih amel için gerekli olan din bilgisini öğrendikten sonra ilm-i rububiyet, yani tarikat tahsiline yönelir. Zikir yolunu tutmak sevaba nail olmaya vesile olduğu gibi, nefs perdelerin kalkmasına da müessir olur. Amellerin Fazileti: Namazın Faziletleri Temizliğin altı derecesi vardır. Namaz kılacak kimsenin azalarını, elbiselerini ve bulunduğu yeri her t&... Devamı

EL MUNKIZU MİNED DALAL

2009-11-07 22:13:00

EL MUNKIZU MİNED DALAL Yazar: İmam-ı GAZALİ   1. İMAM-I GAZALİ HAZRETLERİNİN KISACA HAYATI VE ESERLERİ Asıl adı Muhammed’dir. Künyesi Ebu Hamid’dir. Lakabları Hüccetü’l-İslam ve Zeynü-d-Din’dir. Gazali Hazretleri hicri 450/1058 yılında Horasan’ın Tus şehrinde doğdu. Bir müddet memleketi Tus’da Ahmed b. Muhammed er-Redegani’den fıkıh dersleri aldı. Sonra Curcan şehrine gitti. Orada ise, İmam Ebu Nasr el İsmail’in talebeliğini yaptı. Sonra memleketine döndü. Daha sonra İmam Gazali Hazretleri tahsilini devam için Nişabur’a gitti. Orada zamanın allamesi, müçtehid İmam-ül Harameyn Ebu-meali el Cuceyni’nin talebesi oldu. Nişabur’dan ayrıldıktan sonra Selçuklu Devletinin başveziri Nizamü’l Mülk’ün ısrarı üzerine Bağdat’ta Nizamiye Medresesi’ne Ebu İshak eş Şirazi’nin yerine tayin oldu. Fakat hicri 488 yılında ruh aleminde büyü kibir sarsıntı oldu ve neticede bu parlak hayatı terketti. Bu ruhi sarsıntı, bir şüpheden kaynaklanıyordu. Yerine kardeşi Ahmed’i bırakarak Bağdat’tan ayrıldı. 10-11 senesini riyazat, mücahade, manevi terbiye, kalbi amel ve ilimle geçirdi. Evvela Şam’a gitti. 2 yıl kaldı. Sonra Kudüs’e gitti. Kudüs yakınındaki Halilu-r rahman’ı, Mekkey-i Mükerreme’yi ve Medine-i Münevvere’yi ziyaret etti. Şüpheleri gitti, yakin hasıl oldu. Bağdat’a tekrar geri döndü. Bu uzun uzlet günlerinde yazmış olduğu İhya-yı okutmaya başladı. Bu arada İslam aleminde fitneler çoğalmış, fikirler bozulmuş, sünnet hayatı unutulmuştu. İnsanlara bir mürşid, bir imam lazımdı. Bu arada Selçuklu veziri Fahru’l Mülk’ün ısrarı üzerine 499/1105 yılında tekrar te... Devamı

AVARİF-ÜL ME’ARİF (TASAVVUFUN ESASLARI)

2009-11-07 22:11:00

AVARİF-ÜL ME’ARİF (TASAVVUFUN ESASLARI) Yazar: Sühreverdi   GİRİŞ SÜHREVERDİNİN HAYATI VE ESERLERİ 1.Hayatı: Devrin siyasi ve kültürel durumu   Müellifin yaşadığı çağ Abbasi hilafetinin yıkılışına tekaddüm eder. Bu dönem aynı zamanda İslam dünyasında medreselerin ve tekkelerin kurulup yaygınlaşmaya başladığı dönemdir. İbn-i Arabi, N. Kübra, A. Geylani, Razi gibi büyük kametler bu dönemde boy gösterir. Müellifin adı ve nesebi Adı Ömer bin Muhammed Künyeleri Ebu Hafs, Ebu Abdullah, Ebu Nasr, Ebul Kasım Nesebi Ebubekir (ra)’ e dayanır. Sühreverdi 6 aylık çocukken babası kadılık makamında bir iftira sonucu idam edilir. Lakabları, Şihabuddin, Şeyh-ül İslam, Şeyh-uş Şuyuh, Memleketi ve doğumu Doğum yeri Irak-I Acem bölgesinin kuzey batı köşesinde Cibal eyaleti, Zencan’a bağlı küçük bir kasaba olan Sühreverdi 16 yaşına kadar burada, geri kalan ömrünü Bağdat’ta geçirdi. Doğum tarihi H. 539 Şabanın ilk gecesi (27 Ocak 1145) Yetişmesi ve hocaları 1.Abdulkahir Es-Sühreverdi (d.488) Sühreverdi’nin amcasıdır. Ebulkasım b. Fadlan (ö. 565) Ebul Muzaffer Hibetullah eş Şibli (ö. 563) Ebul Feth ibn-ul Batti (ö.564) Ma’mer bin El Fahir (ö.564) Ebu Zür’a el Makdisi (ö.566) Ebul Fütuh et Tai (ö. 555) A. Kadir Geylani (ö. 561) Bir ara uzlete çekildi. Daha sonraları irşad ve vaazlara başladı. Zamanın halifesi (Nasır) kendisine ciddi hürmet gösterdi. Halife tarafından muhtelif yerlere (Harezm, Konya vs.) elçilik vazifesi ile gidip gelmiştir. Hayatının sonlarına doğru gözlerini kaybetti. 26 Kasım 1234’te vefat etti. Bahauddin veled, İbnu Farid, İbni Arabi’lerle mülakatı olmuştur. M&uum... Devamı

ZAMAN YÖNETİMİ

2009-11-07 22:10:00

    ZAMAN YÖNETİMİ  Yazarı : Martin SCOOT Yayınevi : Rota Yayınları Baskı : İstanbul / 1995 / 204 shf.   BÖLÜM 1: SORUNLARI TANIYALIM. Zamanı İyi Kullanmak Ne Demektir? Zaman paha biçilmez bir kaynaktır ve akan zaman geri çevrilemez. Birçok kişi zamanının kendisine yetmediğinden yakınır. Bunun bir sorun değil de, hedeflerinin belirsiz olduğu, önceliklerinin iyi sıralanmadığı ve zamanının iyi planlanmadığı yolunda bir belirti olduğunu anlayana kadar. Fakat zamanı planlayamazsınız. O, belirli bir ritimde Ammansızca akıp gider. Aslında planlayabileceğiniz bir tek şey vardır, o da kendinizsiniz.”Kendinizi Planlamak” bu çalışmanın asıl başlığıdır. Konu sizsiniz, işinizi nasıl yaptığınız ve hayatınızı nasıl yaşadığınızdır. Öncelikler. Sorumluluklarınız ve çalışma saatiniz ile bir kaldıraç dengesi oluştursak. Siz terfi ettiğinizde sorumluluklarınız artacak ve sizin kaldıracı dengelemeniz gerekecektir. Bunun için sizin daha çok çalışmaya değil, kaldıraç dengesinde önemli olan işleri yapmaya ihtiyacınız var. Kaldıraç dengesinde önemli yer tutan unsurlar: Eğitim( personel ve kendiniz için)Planlama.Bir sistem oluşturmak.İnsanlarla ilişkiler kurmak ve bu ilişkileri sürdürebilmek.Görev vermek ( hedefler göstermek ). Dikkatimizi önceliklerimizden uzaklaştıran nedenler: Acil işler, krizler ve panikler.Yangın söndürmek zevklidir.(işyerinde oluşan küçük krizler, panik, vb. şeyleri engellemek için koşturmak ve kanımıza pompalanan adrenalinden dolayı hareketin verdiği zevk.)Adrenalin sonrası çöküntüsü. (planlı hareket edilmediğinden krizler sonrası yapacak iş bulamayıp sıkılma.)Yangını söndürenler terfi eder.Rahat, tanıdık, kolay işler.Anında ödüllendirilmek. Zamanı iyi planlama işin... Devamı

YÖNETİM PSİKOLOJİSİ

2009-11-07 22:08:00

    YÖNETİM PSİKOLOJİSİ Yazarı : Prof. Dr. Erol EREN Yayınevi : Beta Baskı : İstanbul / 1993 / 444 shf.   Bölüm 1 Psikolojinin Genel Yönetim ve İşletme Yöntemi İle İlişkileri: A: Kavramla İlgili Açıklamalar: İşletmeler birtakım amaçları gerçekleştirmek için bir araya gelen ham- madde makine insan ve organizasyon gibi üretim araçlarının uygun bir bileşiminden oluşmuş kuruluşlardır.   B: Yönetimde Davranış Bilimleri ve Psikolojinin Bu Bilimler İçindeki Yeri: Davranış bilimlerini oluş- turan üç temel bilim vardır: Psikoloji, sosyoloji ve antropolojidir. Bunların dışında tarih, hukuk, biyoloji ve iktisat gibi toplumsal içerikli bilimler de yer alır.   C: Yönetim İle Psikolojinin Belli Başlı İlkeleri: Bu ilkeler işe uygun personel, üretilen malı satabilme, güdüleme, tutumların ölçülmesi, alt-üst ilişkilerini iyileştirmek, yönetsel yetkinin kurulmasıdır.   D: Bilim ve Yaşam Diyalogu: Bilimsel yaklaşımın iki yönü vardır. Bunlar ıraksak ve yakınsak yaklaşımlardır. Sosyal bilimlerde bu yaklaşımların değerlendirilebilmesi yer, zaman, örgütsel ve kişisel özelliklere göre değişmektedir. Yönetim ve Örgütsel Psikolojinin Özellikleri: Sanayi devriminden bu yana insan çalışmasında ve çalışma çevresinde büyük değişiklikler meydana gelmiştir. Eskiden işin tüm safha ve süreçleri üzerinde bilgi ve beceri sahibi olan ustalık sistemi yerini günümüzde uzmanlaşma olgusuna bırakmıştır. Yönetsel ve örgütsel psikolojinin doğuşuna neden olan klasik yönetim görüşleri ortaya atılmıştır. Görüşü ilk ileri süren Frederick W. Taylor’dur. İkinci ve en önemli görüş Henri Fayol’undur. Bu görüşe g... Devamı

UYUMLU ŞİRKET

2009-11-07 22:07:00

    UYUMLU ŞİRKET Yazarı : Alvin TOFFLER Yayınevi : İlgi Yayıncılık Baskı : İstanbul / 1989 / 203 shf.   GİRİŞ: DİNAZOR ŞİRKETLER MÜZESİ: Kitabın konusu, amaçlarını yeniden belirlemek ve kendilerini yeniden düzenlemek ihtiyacıyla karşılaşan şirketlerdir. İş dünyasında şirketlerin bazıları daha şimdiden kurtarılamama tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor. Bunlara dinazorlaşmış şirketler deniyor. Uyum kabiliyeti olmayan bu şirketlerin pekçoğu yüzyılın sonuna kadar kaybolup gideceklerdir. Şirketlerin çoğu 1955-1970 yılları arasında kesintisiz ve düzenli bir büyüme gösterdi. Fakat bu zamandan sonra olaylar alışılan ve tahmin edilen bir şekilde değil, giderek sürprizlrle dolu ve alışılmadık bir tarzda gelişti. İşte bu durumda şirketlerin bu değişime uyum sağlaması sorunu ortaya çıktı. Yöneticilerin şirketlerini bu değişimlere uydurabilmeleri için alışılmamış yöntemler kullanmalarını zorunlu kıldı. Nasıl sanayi devrimi, feodal toplum kurumlarını tehdit edip sonunda değiştirdi ise yazarın “süper sanayi” diye adlandırdığı bu yeni dönem günümüzün temel kurumlarını tehdit etmektedir. Hiçbir şey dünkü başarıların sarhoşluğundan daha tehlikeli olamaz. Bugün en büyük endüstri kuruluşlarında her iki yılda bir büyük organizasyon değişikliklerine gidiliyor. Bu değişim süresinde ABO ve dünya sanayi tarihinde hiçbir şirket ATT’nin geçirdiği kadar sıkıntılı bir yeniden düzenlenme süreci geçirmemiştir. Bütün değişim sorunları, ATT örneğinden yola çıkılarak incelenmektedir. 1968 yılında Toffler’e rapor hazırlaması önerilir. Toffler, şirkette ünvanına bakmaksızın herkes ile görüşür. Sonunda raporu hazırlar. Fakat önerileri çok aykırı bulunur. Rapord... Devamı

PROFESYONEL SEKRETERİN ELKİTABI

2009-11-07 22:06:00

    PROFESYONEL SEKRETERİN ELKİTABI  Yazar : Cary COHEN Yayınevi : Rota Baskı : İstanbul / 1994 / 174 shf.   BÖLÜM 1 PLANLAMA VE ORGANİZASYON Bilgi Edinme Yoluyla Planlama Ve Düzenleme: Düzgün işleyen bir ofis oluşturmanın anahtarı yapılacak işleri planlamaktır. Yapılacak işlerin planlanması, sorunların ortaya çıkmasını beklemeden sizin bir şeyler yapmanız anlamına gelir. Yani neyin yapılması gerektiğini öngörme, doğabilecek olası "dar boğazları" ve onlarla en iyi şekilde nasıl baş edilebileceğini teşhis etme demektir. Bunu yapmanın yolu yapılacak işler planlama listesi geliştirmektir. Yapılacak işler planlama listesini kullanmak için şu adımları izleyin: 1.Patronunuz için yapmak zorunda olduğunuzu düşündüğünüz en önemli görevleri belirleyin ve sıralayın. 2.Patronunuzun gereksimine göre her maddenin önem derecesini seçin ve "Önem" sütununa listeleyin. 3.Şimdi her bir maddeye bakın ve her işin alacağı zaman ve size çıkaracağı güçlük açısından sıralamayı yapın. Sıralama değerini "Zorluk" sütununa girin. 4.Son olarak, eğer varsa, sorunları "Düşünceler" sütununa yazın. Yapılacak İşler Planlama Listesi Yapılacak İşin Tanımı Önem Zorluk Düşünceler Departman bütçe raporu 2 4 Geliştir Min. pers. Toplantısı 5 3   Otel rez. Ayarla 1 6 1 Nisan gezisi Telf. Değişiklik 4 1 Kontrol et Dosya sis.düzenle 3 2   Fax tamir 6 5   Bu uygulama ile iki sütunu sıralamaya sokmakla, size göre iş önceliği ile iş zorluğunun ille de aynı derecede olmadığını görebildiniz. Bir başka planlama aracı: Yapılacak işleri planlama sürecinde yardımını göreceğiniz bir başka araç da duvara asacağınız "Bir Bakışta Bütün Bir Yıl Takvimi" olacaktır. Bu takvimle bir bakışta bütün bir yılın ... Devamı

SÜPER YÖNETİM KİTABI

2009-11-07 22:05:00

    SÜPER YÖNETİM KİTABI Yazar : Charles HANDY Yayınevi : İlgi Baskı : İstanbul / 1989 / 284 shf.   BİRİNCİ KİTAP Bölüm 1: Yönetimin Dört Tanrısı Eski Yunan Mitolojisinden tanıdığımız bazı Tanrı adları ya bir modele yada bir yönetim felsefesine verilmiş veya bir şirket yönetim modeliyle özdeşleştirilmiştir. Her modelin bir adı, tekniği ve kendisini sembolize eden bir simgesi vardır. Model adı, simgesi ve Yunan tanrısı birlikte bir imajı oluştururlar. Bu bölümde kısaca bu modellerin özellileri üzerinde duracağız. * Kulüp Modeli (Zeus): Simgesi Örümcek ağıdır. Zeus, Olimpus Dağı’nda hükümranlığını sürdüren öfkelenince şimşekler, memnun edilince bağışlar yağdıran bir tanrılar tanrısıdır. Bu sistemde bürokrasi, yani kırtasiyecilik hemen, hemen yoktur. Zeus mektup veya not yazmaz. Mümkünse yüz yüze mümkün olmazsa, telefonla konuşur. Zeusların en büyük özelliği ilgi ve güvenden kaynaklanan sezgileriyle iş yapmalarıdır. Kulüp modeli birbirini tanıyan, kafa yapısı ve düşünce tarzı birbirine benzeyen insanların, daha çok sezgi gücüyle formalitelerden çok kişisel ilişkilerden oluşan bir sistemdir. * Rol Modeli (Apollo): Simgesi Yunan tapınağıdır. Rol Modeli organizasyon kelimesinden söz edilince akla gelen modeldir. Önemli olan kişiler değil, üstlenilen rol, yani yapılacak iştir. Apollo bu işin patronudur; düzeni ve kuralları simgeler. Bu model kişinin mantığına dayanır. Herşeyin mantık çerçevesi içinde yapılabileceğini yada yapılması gerektiğini savunur. Rol modelinde şirket faaliyetleri, organizasyonun iş akışını belirleyen belirli roller, bir sistem içinde birbirinden ayrılarak gruplandırılır. Bu gruplar belirli kurallar zinciri ve işlemler dizisiyle birbirine bağl... Devamı

NASIL BİR YÖNETİCİSİNİZ

2009-11-07 22:04:00

    NASIL BİR YÖNETİCİSİNİZ Yazar : Charles MARGERİSON Yayınevi : İlgi Yayıncılık Baskı : İstanbul   GİRİŞ : Yöneticiliğe Yaklaşımınız Nasıl? Ne tip bir yöneticisiniz? Yöneticiyi, başkalarının yaptıkları işten sorumlu kişi olarak tanımlıyoruz. Herkesin çalışma yolu farklıdır, başarılı olabilmesi için güçlü yönlerini geliştirme, zayıf yönlerini de en aza indirmesi gerekir. ‘Yöneticiler eğitilebilir mi?’ sorusuna evet diye cevap verilebilir. Her insan fıtratına göre yönetim tarzı sergiler. Zeka, öğrenimle bir noktaya getirilse de, önemli bölümü anne ve babamızdan kalıtımsal olarak kalmaktadır. Acaba bir okulu idare eden yönetici, aynı şekilde fabrikayı da idare edebilir mi? Yazar, bütün koşullarda ve farklı durumlarda etkili olabilecek bir önderin var olmadığını ileri sürüyor. Kişilerin yeteneklerini ortaya çıkarıp ona göre istihdam edilmesi gerekmektedir. Kişi, beceri ve yeteneklerini geliştirip daha çok öğrense de kolay kolay kişiliğini ve çalışma biçimini değiştiremez. Yöneticinin görevleri nelerdir? Yönetim işetmenin can damarıdır. Yöneticinin eski otoritesi zayıflamıştır. Çoğunluk otoriter kişilerden hoşlanmamaktadır. Kişiler bu saygıyı ilerindeki başarı ile kazanmak zorundadırlar. Bu gün artık ‘rıza’ yoluyla yönetim çağını yaşıyoruz. Steward, yaptığı araştırmalarda yöneticilerin vakitlerini % 75’ini başkaları ile konuşarak geçirdiğini saptamış. Bu yönden, konuşma yeteneği yönetici için önemlidir. Yöneticiler hem konuşmayı, hem dinlemeyi bilmelidirler. Dikkat! ‘Bu kitabı kendi kendinize uygulamanız gerekmektedir. Kitaba hiçbir katkıda bulunmayıp, okuyanlar ondan bir şeyler istifade edemezler. Kitap sizden çok ... Devamı