20. Yüzyılda Bilim ve Teknoloji

2009-11-04 22:46:00

1900 Mendel yasalarının doğruluğu deneylerle kanıtlandı. 1822'de Avusturya'da doğan Gregor Mendel 1856 yılında kalıtımla ilgili çalışmalarına başlamıştı. Bezelyelerle yaptığı deneyler sonunda kalıtmın yasalarını ortaya atan Mendel, kalıtımbilimin (genetiğin) doğmasına olanak sağlamıştır. 1901 Emekli bir Alman subayı olan Ferdinand Zeppelin'in tasarladığı hava gemisi "Zeplin"lerden ilki 2 Temmuz'da Almanya'da Friedrichshafen yakınlarında bir göldeki yüzer hangardan havalondı- Sivil havacı!ıkta ve yolcu taşımacılığında büyük başarılar elde edecek olan bu araçlar, uçaklarla rekabete dayanamayıp gelecekte göklerden silinecekti. 1902 ABD'li genetik bilgini Walter Sutton, Columbia'da öğrenciliği sırasında kromozomların kalıtsal bilgiyi taşıdıgını ve ayrı çiftler halinde bulunduğunu ilk kez ortaya koymuş. Sonraki yıllarda yaptığı çalışmalarla kalıtımla ilgili kromozom kuramının temelini atmıştır. 1903 Motorlu ilk uçuş yapıldı-Orville Wright'ın pilotluğunu yaptığı Flyer adındaki ilk uçak 17 Aralık 1903'te havalanıp yerden üç metre yükseldi, 12 saniye havada kalan uçak sonra sert bir biçimde yere indi. Wilbur ve Orville Wright kardeşler aynı gün iki uçuş daha yaptılar. En uzun uçuş 59 saniye sürdü 260 m’lik bir uzaklığı aştı.   1900 İlk radyonun yapı... Devamı

DEPREMDEN ÇIKARILAN SONUÇLAR VE YAPILMASI GEREKENLER

2009-11-04 22:43:00

İKİNCİ BÖLÜM DEPREMDEN ÇIKARILAN SONUÇLAR VE YAPILMASI GEREKENLER A- Depremden Çıkarılması Gereken Sonuçlar Gerek Gölcük ve gerekse Düzce depremi bir çok önemli sonucu gözlerimizin önüne sermiştir. Bu sonuçların önemli bir kısmı maalesef olumsuzdur; bir kısmı da olumlu nitelik taşımaktadır. Yaşanan acıların tekrarını önlemek için aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi gerekir. 1- İşi Ehline Vermek Depremin bütün çıplaklığı ile ortaya çıkardığı bir başka yanlışımız da işlerin ehline verilmemesidir. Halbuki Cenab-ı Hak, Kur'an-ı Kerim'de açık bir şekilde; "Allah size emanetleri ehline vermenizi emrediyor."32 buyurmaktadır. Bu ilâhî emir, bütün alanlarda İslâm'ın olmazsa olmaz şartıdır. Deprem bölgesinde gördük ki, bir çok bina teknik yönden kusurlu olduğu için yıkılmış ve binlerce insanımıza mezar olmuştur. Bu binaların yapılması ehil ve uzman kimselere verilmiş, bilim ve tekniğin icabı yerine getirilmiş olsaydı, yani bir bakıma sünnetullaha riayet edilseydi, kuşkusuz fatura bu kadar acı olmayacaktı. Yapılan araştırmalar sonucunda malzeme eksikliği, proje hatası vs. bir çok teknik kusur ortaya çıkmıştır. Kusurlu olanlar ölen insanların hesabını Allah'a muhakkak verecektir. Emanetlerin ehline verilmesi ilkesine riayet edilmesi halinde toplumda hiçbir problemin olmayacağını söylemek mümkün değildir. Ancak emanetlerin ehline verildiği ve ehil insanların rağbet gördüğü bir toplumda problemlerin asgariye ineceği, bir kaos yaşanmıyacağı açıktır. Emin insan olmak, kendisine herhangi bir şey emanet edilecek kimse olmak, yaptığı işin hakkını vermek, İslâm ahlâkının özelliklerinden olduğu gibi, imanı kemale ulaştıran unsurlardan birisidir. Hz. Peygamber bir hadisinde: "Güvenilir olmayan kimseni... Devamı

FİZİKÎ VE İLÂHÎ BOYUTLARI İLE DEPREM

2009-11-04 22:42:00

BİRİNCİ BÖLÜM FİZİKÎ VE İLÂHÎ BOYUTLARI İLE DEPREM A- Depremin Oluşumu Üzerinde yaşadığımız yerkabuğu ya da diğer adıyla litosfer, değişik özellikler taşıyan topraklardan oluşmaktadır. Yerküre dış ve iç yapısını sürekli değiştiren canlı bir mekanizma gibidir. Hızlı veya yavaş olarak gelişen hareketlilik gösterir. Bu hareketlilik ve değişikliğin bir kısmı oldukça yavaş gerçekleşmektedir ki bizler bunların büyük bir bölümünden haberdar olamayız. Sürekli ve yavaş hareketlerin büyüklüğü yılda 1-10 mm kadar olmaktadır. Ancak insanları dehşete düşüren ve saniyelerle ölçülecek süreler içinde gelişen, çok hızlı yer kabuğu hareketleri vardır ki, bunlar da deprem olarak adlandırılmaktadır. Depremler çoğunlukla elastiki kırıklara bağlı olarak gelişirler. Bu elastiki kırıklara da fay denir. Fay hattının iki ucunda biriken enerji, kütlenin direncini aşınca kırık boyunca kaymalar oluşmakta ve sonuçta deprem olayı meydana gelmektedir. Ülkemizde hepimizin uykularını kaçıran dünyaca ünlü Kuzey Anadolu Fay Hattı bulunmaktadır. Konuyla ilgili uzman kimselerin de sık sık dile getirdikleri gibi, ülkemiz tehlikeli bir deprem kuşağında yer almaktadır. Öyle anlaşılıyor ki yer küre bizi sallamaya devam edecektir. Şu halde deprem gerçeği ile birlikte yaşamak mecburiyetinde olduğumuz gözükmektedir. Bu asla bir çaresizliğin ifadesi değil, bir gerçeğin teslimidir. Akl-ı selim bütün tehlikeleri bertaraf edecek çözüm yollarını bulacaktır. Önemli olan akl-ı selime gereken önem ve değeri atfetmektir. B- Depremin İlâhî Yönü Depremler ve diğer doğal afetler her ne kadar tipik tabiat hadiseleri iseler de, kuşkusuz onların bir de ilâhî yönü mevcuttur. Hadisey... Devamı

Sünnetullah-Kâinata Hakim Kanunlar

2009-11-04 22:40:00

GİRİŞ Millet olarak, bitirmekte olduğumuz yüzyılımızın en büyük felâketlerinden biriyle karşılaştık. Önce 17 Ağustos saat 03.02'de İzmit, Gölcük, Yalova, Adapazarı, Eskişehir 7.4'lük; daha sonra da Bolu, Düzce ve Kaynaşlı civarı 7.2'lik büyük birer depremle sarsıldı. Milletçe acılara boğulduk. Binlerce insanımızı ebedi âleme uğurladık. Binlerce insanımız evsiz barksız kaldı. Büyük kentlerimiz harabelere dönüştü. Kimi çocuklar öksüz, kimileri yetim kaldı. Maddi kayıpların kesin hesabını çıkarmak imkânsız. Depremin oluşturduğu sarsıntı ve ruh bunalımı ise hâlâ sürmekte. İnsanlar, tabiat ve felâketler karşısında ne kadar aciz ve çaresiz kalabileceklerine bir kez daha şahit oldular. Dünyanın her yerinden değişik dinlere ve farklı kültürlere mensup insanlar, sırf insanî mülâhazalarla insanımızın yaşadığı bu dram karşısında harekete geçip ve depremde zarar görenlere bir katkıda bulunabilmek için öbek öbek ülkemize akın ettiler. Bu davranışlarıyla insanlık ailesinin cevherinde aslolanın, sevgi ve merhamet olduğunu; kin ve düşmanlıkların ise gerçek karşısında kaybolmaya mahkum olduğunu gösterdiler. İnanıyoruz ki kudretinin büyüklüğüne bir kez daha şahit olduğumuz Yüce Allah, insanlara merhametini bir kez daha tecelli ettirecektir. O, ateşe, Hz. İbrahim'i serin ve esenlikte tutması emrini verdiği gibi,1 en şerefli varlık olarak yarattığı ve kendi ruhundan üflediği2 insanoğlu için de, kendilerini binlerce yıl kucaklayan ve yedirip içiren yeryüzüne "sakin ol" emrini verecektir. A- Sünnetullah-Kâinata Hakim Kanunlar Kâinat, Yüce Allah tarafından belirli bir düzen içinde yaratılmıştır. Kâinatın işleyişi, Cenab-ı Allah'ın sonsuz kudretiyle belirlediğ... Devamı

Deprem Hakkında Teknik Bilgiler

2009-11-04 22:38:01

Deprem Nedir ? Yerkabuğu içindeki kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yeryüzeyini sarsma olayına "DEPREM" denir. Deprem, insanın hareketsiz kabul ettiği ve güvenle ayağını bastığı toprağın da oynayacağını ve üzerinde bulunan tüm yapılarında hasar görüp, can kaybına uğrayacak şekilde yıkılabileceklerini gösteren bir doğa olayıdır. Depremin nasıl oluştuğunu, deprem dalgalarının yeryuvarı içinde ne şekilde yayıldıklarını, ölçü aletleri ve yöntemlerini, kayıtların değerlendirilmesini ve deprem ile ilgili diğer konuları inceleyen bilim dalına "SİSMOLOJİ" denir. Depremin Oluş Nedenleri ve Türleri Dünyanın iç yapısı konusunda, jeolojik ve jeofizik çalışmalar sonucu elde edilen verilerin desteklediği bir yeryüzü modeli bulunmaktadır. Bu modele göre, yerkürenin dış kısmında yaklaşık 70-100 km.kalınlığında oluşmuş bir taşküre (Litosfer) vardır. Kıtalar ve okyanuslar bu taşkürede yer alır.Litosfer ile çekirdek arasında kalan ve kalınlığı 2.900 km olan kuşağa Manto adı verilir. Manto'nun altındaki çekirdeğin Nikel-Demir karışımından oluştuğu kabul edilmektedir.Yerin, yüzeyden derine gidildikçe ısının arttığı bilinmektedir. Enine deprem dalgalarının yerin çekirdeğinde yayılamadığı olgusundan giderek çekirdeğin sıvı bir ortam olması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Manto genelde katı olmakla beraber yüzeyden derine inildikçe içinde yerel sıvı ortamları bulundurmaktadır. Taşküre'nin altında Astenosfer denilen yumuşak Üst Manto bulunmaktadır.Burada oluşan kuvvetler, özellikle konveksiyon akımları nedeni ile, taş kabuk parçalanmakta ve birçok "Levha"lara bölünmektedir. Üst Manto'da oluşan konveksiyon akımları, radyoaktivite nedeni... Devamı

Depremden Önce

2009-11-04 22:38:00

Bir deprem meydana geldiğinde eğer bina içindeyseniz sallanma ve ani bir gürültü duyarsınız. Sonradan, hızlı, şiddetli ardarda çalkantılı sarsıntılar meydana gelir. Bu, çok korkutucu olacaktır.Bu sarsıntılar birkaç saniye veya birkaç dakika sürebilir. Deprem ağzını açıp sizi yutmayacaktır; fakat kırılan bir cam, düşen nesneler, çevreye yuvarlanan ya da fırlayan ağır şeyler sizi hayati tehlikeler yaratacak biçimde yaralayabilir. Deprem sonrası şoklara kendinizi hazır tutun. Depremi önleyemezsiniz! Fakat; Yaralanmayı önlemeye, Evinizdeki hasarı minimuma indirmeye, Depremden sonra en az 72 saat yardımsız biçimde enkaz altında hayatta kalabilmeye hazırlıklı olmalısınız. Önceden hazırlıklı olmak yaşamınızı kurtarabilir. Olası bir deprem her an yaşadığınız bölgeyi vurabilir; bunun için Acil Durum Planınızı yapmaya başlayın. Aileniz deprem sırasında ve sonrasında ne yapılması gerektiği konusunda hazırlıklı olmalıdır. İhtiyaçlarınızın listesini çıkarın. İşbölümü yapın. Planınızı yazın ve bunun tatbikatını yapın. Eğer aileniz yoksa, kişişel planınızı komşularınız ve arkadaşlarınızla yapın. Evinizdeki güvenli ve tehlikeli bölümleri bilin! Güvenli yerler: ağır masa ve sıraların altı, koridor içleri, odaların ve kemerlerinin köşeleri. Tehlikeli yerler: cam ve ayna çevresi, düşebilecek herhangi bir nesnenin altı, mutfak: fırın, buzdolabı veya mutfak dolapları tehlike yaratabilir, kapı araları: çünkü kapı size çarpabilir. Ailenizi yangın söndürme cihazı kullanma hususunda eğitin! Kalp masajı öğretilen bir ilk yardım kursuna kaydolun! Şimdiden sigortacınızdan randevu alıp, deprem sigortası hakkında görüşün. Mal beyanınızı yapın. Bu, deprem sonrası kaybınızı t... Devamı

DEPREM KONUSUNDA SIKÇA SORULAN SORULAR

2009-11-04 22:36:00

Dünyada kaydedilen en büyük deprem hangisidir? 1900 den bu yana kaydedilen en büyük deprem, 22 Mayıs 1960'ta Şilide olmuştur (magnitude 9.5 Mw). Yeryüzünde en az sallanan kıta hangisidir? Depremi en az olan kıta Antartikadır. Magnitüd ve Şiddet arasındaki fark nedir? Magnitüd depremin kaynağında açığa çıkan enerjinin bir ölçüsü; şiddet ise depremin yapılar ve insanlar üzerindeki etkilerinin bir ölçüsüdür.(Magnitüd / Şiddet karşılaştırması) Depremin Magnitüdü Nedir? Depremin Magnitüdü, belli bir zaman diliminde kaydedilen sismogram üzerindeki deprem dalgalarının genliğinin logaritması olarak tanımlanır. (Richter-ML, mb, MS, MW) Depremin Şiddeti Nedir? Depremin yer yüzeyindeki etkileri depremin şiddeti olarak tanımlanır.  Şiddetin ölçüsü, insanların deprem sırasında uykudan uyanmaları, mobilyaların hareket etmesi, bacaların yıkılması ve toplam hasar gibi çeşitli kıstaslar göz önüe alınarak yapılır. Şiddeti tanımlamak için birçok ölçek geliştirilmiştir. Bunlardan en yaygın olarak kullanılanı Değiştirilmiş Mercalli Şiddet Ölçeğidir (Modified Mercalli (MM) Intensity Scale). Bu ölçek, Romen rakamları ile belirlenen 12 düzeyden oluşur. Hiçbir matematiksel temeli olmayıp bütünü ile gözlemsel bilgilere dayanır Richter Ölçeği nerede satılır? Satılmaz. Richter Ölçeği bir alet değildir; depremin magnitüdünü tanımlayan matematiksel bir formüldür. Artçı Deprem (Aftershock) nedir? Ana depremi izleyen daha küçük sarsıntılar dizisidir. Artçı Depremler (Aftershocklar) ne kadar süre ile devam eder? Belli bir süresi yoktur, 1 ay da olabilir 2 yıl da... Depremin süresi ne kadardır? İki - Üç dakika. ... Devamı

Yönetimde Başarı İçin Altın Kurallar

2009-11-04 22:26:00

İÇ TANITIM Kitap, isminden de anlaşılacağı üzere yönetimde başarılı olmak için nasıl hareket edileceği üzerinde duruyor. Bir yöneticinin; problemlere karşı nasıl hareket edeceği? Ekibimi nasıl kontrol altında ve verimli tutacağım? Müşterilere nasıl ulaşacağı şeklindeki sorulara cevap vermeye çallışıyor. METOD Kitap "Müracaat Klavuzu" şeklinde, konu konu alfabetik sıra ile, bilimsel kitap tarzına kaçmadan hazırlanmıştır. Gerekli konularda somut örnekler verilmiştir. İÇERDİĞİ ÖNEMLİ NOKTALAR A) Toplumsal hayatımızı her yanına küçüklü büyüklü işletme ve örgütler çevrelemiştir. B) Örgütlerli yönetenler insanlardır. Onların başarılı olmaları için belirli şartlar vardır. C) Yöneticiler nasıl davranacaklarını bilmelidir. D) Herkes herşeyi bilemez. Bu yüzden kaliteli örgütler oluşturulmalıdır. ÜSTÜNLÜKLERİ A) Konular harf sırasına göre ele alınmıştır. Problem görülen konularda hemen kitaba başvurulabilir. B) Her konuya somut örnekler ve somut çözümeler getirilmiş. C) Çeviri olmaması, yazarın türk olması eserin akıcı ve anlaşılır olmasını sağlamış. YETERSİZLİKLER A) Çok yetersizliği olmasa da bazı konularda batı kültürüne, kapitalist sisteme uygun mantıklar kullanılmış. B) Bazı konularda gereğinden fazla, bazılarında gereğinden az bahsedilmiştir. ADALETLİ DAVRANMAK Personel arasında adaletli davranmak yöneticilerin ihmal etmemesi gereken bir görevdir. Gerek işlerin yürütülmesi sırasında aynı seviyedeki personele eşit oranda yetki ve sorumluluk vermek, gerekse hak ve menfaatlerden eşit olarak yararlanmaları sağlanmalıdır. Kendisine adaletli davranılmadığını sezen bir personel kuşkusuz görevini zevkle yapamaz. Adaletli olmak eşit olmak manasına gelmez. İki personel arasında mutlaka farklılıkl... Devamı

YÖNETİMDE 32 ALTIN KURAL

2009-11-04 22:24:01

KURAL- 1 Başarınızı en fazla etkileyecek kişiler seçin; onları doğrudan etkileyecek ,kişisel Kitap olarak ve sürekli irtibat halinde bulunun Bu kitabın iki hedefi var; Önce herkesin , meslek hayatında sık sık yaptığı hataları göstererek uyarılarda bulunmak İkincisi ,yönetimde 32 altın kuralı , özellikle iş hayatında fazla tecrübesi olmayan genç kadın ve erkekler için yazdım. Her işte , kilit noktası olan kişiler vardır. sizi engelleyebilecek , ya da başarıya itebilecek tanıdık kişiler...Bunlar sizi bazen zirveye çıkarır , bazen mahveder. İş hayatında iki tür tanıdık ayırt edilir: Kendi düzeyindeki tanıdıklar:Gücünüzü kaybetmeden bulduğunuz mevkide kalmanıza yardım ederler. Yüksek düzeydeki tanıdıklar: İlerlemenize yardımcı olurlar İş ilişkileri, evlilikten çok aşk maceralarına benzer. Çiçek açar ve solar. Bazen tekrar çiçek açtığı, yada tamamen öldüğü olur KURAL- 2 Şu andaki durumunuzun, yarın hatta bugün değişmeyeceğini sanmayın. İş hayatı, elinizde tuttuğunuz bir prizmaya benzer; Görüntü sürekli olarak değişir. İş hayatındaki çalkantılar sizi pasif olmaktan kurtarır, fırsatlar yaratır. Bunlar bir bakıma, işinizin tuzu biberidir. Seçiminizi yapın. Kırk yılda bir değişiklik görülen mesleklerden birini seçebilirsiniz yada her telefon konuşmasının, her gelen mektubun küçük bir serüven anlamına geldiği bir iş bulabilirsiniz. Ama işlerin hiç değişmediği bir meslek bulamazsınız. “İşler hep aynı!..” deyişi, gerçekle çelişkiye düşmektedir. İşler asla hep aynı değildir. KURAL- 3 Mesleğiniz ne olursa olsun, kendinizi bir satıcı olarak görün İş hayatına girdiyseniz, artık siz bir satıcısınız. Mühendis, müdür yardımcısı, fabrika yöneticisi, sekreter, marangoz, kimyager, stil... Devamı

Belirli Sınıra Kadar Olan Stres İnsanlara Motivasyon Verir

2009-11-04 22:23:00

Dünya Gazetesi'nin "Globus Toplantıları" çerçevesinde düzenlenen "İş Streslerinin Çözümü" konulu seminerinde konuşmacı olarak katılan Psikiyatrist Prof. Dr. Özcan Köknel, katılımcılara stresi, stresten etkilenmemek için insanın neler yapması gerektiğini anlattı. Kalabalık bir topluluğun izlediği seminerde önce stresin tanımını yapan Prof. Dr. Köknel, stresin belirli bir sınıra kadar zararlı olmadığını, stresin insanların bedensel ve ruhsal enerji kaynağı olduğunu söyledi. İnsanların, bedensel ve ruhsal olarak kaldırabileceğinden daha fazla yük yüklenmesi ile ortaya çıkan değişikliklere stres denildiğini belirten Prof. Dr. Köknel, insanların hayatları boyunca bedensel ve ruhsal gerginlikler yaşadığını, ancak bunların stres anlamına gelmediğini ifade ederek şunları söyledi: "Belirli bir sınıra kadar olan stres ki, biz buna öz stres diyoruz insanların fiziksel ve ruhsal enerji kaynağıdır. Bu düzeyde stres yada değişim insanlara motivasyon verir. Bir başka ifadeyle, insanlar zorlama olmadan herhangi bir davranışta bulunmaları mümkün değildir. İnsan, her an değişme ve çalışma içinde olan bir organizmadır. Bu fizyolojik ve ruhsal değişimin olmaması insanın ölmesi anlamına gelmektedir." İnsan organizmasının, dış ve iç ortamlardan gelen iletimlerin etkisi altında olduğunu, ruhsal yapının da aynı iletimlerden etkilendiğini belirten Prof. Dr. Özcan Köknel şunları söyledi: "Organizma, bu etkenler karşısında kendisini belirli bir sınıra kadar dengeleyebiliyor. Organizma bu dengeleme sırasında bazı tepkiler göstererek, kendinizi koruyun uyarısında bulunuyor. Örneğin; Sıcak havalarda insan terlemeye başlıyor. Ter, organizmanın, sıcaktan korunmak için verdiği bir uyarıdır. İnsan, beyin kabuğunda biriken bilgileri ve deneyleri derhal hakarete geçirerek sıcaktan korunmak için önle... Devamı